GazeteBalkan

Rusya neyin peşinde?

Rusya neyin peşinde?
05 Ekim 2016 - 11:02 'de eklendi ve 554 kez görüntülendi.

Uzmanlar, Rusya’nın Trandinyester’in ‘davetine’ icabet gerekçesi ile gönüllü Gagauzya’yı da yutarak Karpatları tehdit edeceği görüşünde.

BÜKREŞ (Gazete Balkan)- Uzmanlar, Türkiye halihazırda Doğu ve Güneydoğu’da meşgulken, ABD’de gözler başkanlık seçim ve devir-teslimine çevrilmişken, fırsatçı Rusya’nın kendisini öteden beri davet eden Moldova’nın ayrılıkçı Trandinyester bölgesine gireceği, girerken de Ukrayna’nın fiilen kendi kontrolündeki doğu bölgesini de yutarak, kendisine teşne Gagauzya’dan girerek, Romanya sınırına dayanacağı görüşünde. Böylece Karadeniz; Kuzeybatı, Kuzey ve Kuzeydoğu’dan tamamen Rus kontrolüne girmiş, Ukrayna’nın Kırım ile kara bağlantısı kesilmiş olacak.

Kırım Haber Ajansı’nda Mehmet Berk Yaltırık imzası ve “Yaklaşan savaşın ayak sesleri” başlıklı analiz yazısında “ABD ile Rusya arasındaki gerilim günden güne artarken, Rusya’nın yoğunlaşan askeri hareketliliği yeni bir savaşın ayak sesleri olabilir mi? diye soruldu. İşte yatırık’ın değerlendirmesi:

3 Ekim tarihi dünya gündemi açısından hayli hareketliydi. Önce Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Gennady Gatilov, Rus ve Amerikan askeri güçleri arasındaki tüm bilgi paylaşımlarının durdurulduğunu açıkladı. Amerika ve Rusya arasındaki askeri istihbarat paylaşımları ve görüşmelerin rafa kaldırıldığını duyuran Gatilov, Amerika’yı işbirliğine yanaşmamakla suçlamıştı. Amerikan sözcüleri de Rusya’nın uzlaşmaz tutumu ve insanlık dışı uygulamalarını eleştirmişti.

Suriye’deki gerginlikte iki aktörün askeri bilgi paylaşımını durdurmasının ne gibi sonuçlara gebe olduğu uluslararası kamuoyu tarafından ilgi ve endişeyle takip edilirken aynı gün bu sefer ABD yönetimi tarafından, Rusya ile Suriye’de çatışmaların durdurulması anlaşması çerçevesinde ikili temasları durdurma kararı alındığı açıklandı.

İlerleyen saatlerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya ile ABD arasında plütonyum imhasına yönelik anlaşmanın askıya alınmasını öngören kararı imzaladığı haberi de gelince adım adım “Soğuk Savaş” dönemini andıran Rus-Amerikan ilişkilerinin seyri akıllarda pek çok soru işaretine neden oldu. Bugünün (4 Ekim) ilk saatlerinde bu sefer Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, 4-7 Ekim tarihilerinde Rusya genelinde savaş hazırlığını andıran bir sivil savunma tatbikatı gerçekleştireceği, 40 milyondan fazla kişiyi, 200 bin kurtarma uzmanını ve yaklaşık 50 bin aracı kapsayacağı duyurusu da yapılınca yükselen gerilimin olası sonuçları konuşulur oldu.

Rusya’daki savaş hazırlıklarını önceden beri takip edenler için bu son gelişme (ABD gerginliğinden bağımsız yorumlanmasa da) pek sürpriz niteliği taşımıyordu. Kırım Haber Ajansı arşivinde “askeri hareketlilik”, “Avrupa savunması”, “Baltık savunması”, “Karadeniz savunması” etiketlerine bakıldığında Rusya’nın iki yıldır artan askeri faaliyetleri (hem batı sınırlarına hem de denizlere yönelik), Kırım’ı hem Avrupa’ya hem de Ortadoğu’ya karşı bir “askeri üs” gibi kullanması çeşitli haberler üzerinden görülebilir. Nitekim son gelişmelerden çok önce Rusya Savunma Bakanlığı, 25 Ağustos Perşembe günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in talimatıyla başlayan son 1,5 yılın en büyük “savaşa hazırlık denetimi” kapsamına Merkez Bankası dahil pek çok sivil kurumun da alındığını bildirmişti. Yine bugün (4 Ekim) Rusya’nın Moskova’da 12 milyon kişilik sığınak hazırlamasına ve ABD’den üst düzey askeri yetkililerin Rusya’nın Suriye’ye ilk defa SA-23 Gladiator (S-300VM) gelişmiş füze savunma sistemi yerleştirdiğine dair iddialar basında yer aldı.

3 Ekim tarihinde Rus Maliyesi’nin 11 milyar dolarlık”gizli harcama” için ek bütçe istemesi de tüm bu haberlerin ışığında akıllara tek bir soruyu getirdi: Bu neyin hazırlığı?

Askeri hareketlilik sadece Rusya ile sınırlı değil. Batı ülkelerinin Rusya sınırındaki ülkelere (hibrid savaşın hedef aldığı ülkelere yani) askeri birlikler yerleştirmeleri, buradaki ülkelerde zorunlu askerlik ve paramiliter birimler oluşturma dahil yeni askeri reformlar tatbik edilmesi de zaman zaman QHA’nın haberleri içerisinde yer aldı. Bu hazırlıklardan en ilginci herhangi bir hedef belirtilmeyen ancak olası bir saldırıya karşı gündeme getirildiği belirtilen Almanya seferberliği oldu. Habere göre Almanya’nın Soğuk Savaş‘ın bitiminden bu yana görülmeyen bir uygulama öngörerek ulusal güvenlik yasası kapsamında vatandaşlarına 10 günlük yemek stoku ve 5 gün yetecek kadar su depolamalarını zorunlu hale getiren bir plan üzerinde çalıştığı, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan 69 sayfalık sivil savunma raporunun, 24 Ağustos’ta kabinede görüşüleceği duyurulmuştu.

Rusya’nın son askeri hamlesi özellikle sosyal medyada yeni bir savaş ihtimali olarak konuşuluyor. İhtimaller ve olasılıklar genellikle üç senaryo etrafında toplanıyor.

Senaryolardan biri, “gözdağı ve tehdit” üzerine. Buna göre Rusya’nın Kırım’ın işgalini ve Suriye’deki şartlarını kabul ettirebilmek ve yaptırımları sona erdirebilmek için kasten askeri hareketliliği arttırdığı yönünde.

Bir diğer senaryo bir anlamda “kabus senaryosu”, “topyekûn savaş”. Aşırı uçuk olsa da (farazi bir dünya savaşı) Rusya’nın başlatacağı geniş çaplı bir saldırı hamlesinin pek çok bölgeyi içine alan sıcak ve dolaysız bir çatışma alanına çevirmesi yönünde.

Bir başka kabus senaryosu ise “sınırlı bölgesel savaş”. Yani Rusya’nın yine bir ülke toprağını işgal etmesi. Bu Gürcistan ve Ukrayna hamlelerinden sonra en olası senaryo olarak değerlendiriyor. Hareketliliğin ve hazırlığın boyutları, hedefleri ile birlikte en olası işgal güzergâhının da Azak Denizi ile Trandinyester hattı olacağı düşünülüyor. Zira Azak Denizi’nden Transdinyester’e uzanan bir kara koridorunun Rusya’ya bağlanması birkaç aydır kuvvetli bir şekilde en olası işgal hamlesi olarak değerlendiriliyor.

Bu senaryoya göre Rusya’nın Kırım’ı askeri üsse dönüştürmeye başlamasının akabinde, Ukrayna’nın doğusunda sürdürdüğü örtülü savaştan ayrı olarak Ukrayna sınırında askeri birlikler konuşlandırıp tatbikat düzenlemesi, işgal edilen Kırım yarımadası ile Rusya arasında bir kara koridoru oluşturmak için Rus birliklerinin önce Geniçesk ve Herson’a ilerlemesi, akabinde Odessa şehrini de işgal ederek Transdinyester ile kara bağlantısının kurulabileceği düşünülüyor.

Böylece; Kırım’ın Ukrayna ile kara bağlantısını kesecek, Ukrayna’nın Karadeniz ile bağlantısını kesecek, Donetsk gibi Ukrayna’nın doğusundaki teröristlerin kontrolünde bulunan bölgeleri güneyden Rusya’ya bağlayabilecek, bunun da ötesinde Transdinyester’i doğrudan iaşe ve ikmal altında bulunudurup Avrupa’yı veya NATO’yu çift yönden (Baltık Denizi ve Karpat Dağları’na yönelik olarak) tehdit eder hale gelecek.

Nitekim Balkanlarda da boş durmayan Rusya’nın, anakarasından uzak bölgelerde de çatışma çıkarıp bazı ileri harekatlarına gelecek tepkileri azaltmak ve cepheleri çoğaltarak dikkat dağıtmak istemesi de dikkatlerden kaçmıyor.

Yaklaşan tehlikenin bir gözdağı mı yoksa yeni bir işgalin habercisi mi olacağı şimdilik meçhul olsa da, Rusya’nın olağanüstü hazırlığının salt “gösteri” olmadığına dair pek çok veri söz konusu…

rusya-neyin-pesinde-sayfa-7 rusya-neyin-pesinde-sayfa-7-2

SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER