GazeteBalkan

Almanya’da Günlük Hayatta Hizli Bir Irkçılık Hâkim

Almanya’da Günlük Hayatta Hizli Bir Irkçılık Hâkim
01 Kasım 2016 - 9:41 'de eklendi ve 568 kez görüntülendi.

Almanya Türk Toplumu Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu, aradan geçen 55 yıla rağmen Türklerin hâlâ kendilerini Almanya’ya ait hissedemediğini söyledi.

Türkiye ile Almanya arasında 30 Ekim 1961 yılında imzalanan anlaşmanın ardından işçi olarak Almanya’ya gitmeye başlayan Türklerin sayısı 3 milyona ulaştı. Bunların yarısı Alman vatandaşlığına geçti.

Türkiye’den Almanya’ya göçün 55 yıllık bilançosunu çıkartan Almanya Türk Toplumu adlı çatı örgütünün Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu, Türklere Almanya’ya ait oldukları duygusunun verilmediğine dikkati çekti. Sofuoğlu, Türkiye’den Almanya’ya göçün 55’inci yılını yarı resmi Alman haber portalı DW’ye değerlendirdi. Soğuoğlu sorulan sorulara verdiği cevaplarda özetle şu görüşleri aktardı:

İlk Türkler “İş buldukları için, yurt dışına gidebildikleri için tabii ki çok memnundular. Ama buradaki hayata çok da hazırlıklı değildiler. Akıllarında sadece para kazanıp, Türkiye’ye geri dönme düşüncesi vardı. Yurt dışında yaşayıp, buraya kök salmayı kimse düşünmüyordu. Bu durum daha sonra ortaya çıktı.”

“Hem Almanya’daki Türkler hem de Türkiye’dekiler için çok şey değişti. Türkiye’de aile üyelerinden biri yurt dışında yaşayan, elbette çok para kazanan, Türkiye’ye yatırım yapan birileri vardı. Böylelikle bu aileler belirli bir refaha kavuştu. Almanya’daki Türkler için ise bu dönemde iş ve gelecek perspektifi öncelikliydi. Ancak Almanya’da kalmaya karar verdikten sonra kaygılar başladı. Memleketlerini terk etmiş olmanın üzüntüsünü yaşadılar. Almanya’da ev bulmak, o yıllarda Alman hükümeti için de Türkler için de önemli olmasa bile Almanca öğrenmek gibi endişeler başladı.”

“Bunda ilk başlarda ihtiyaçları olan insanların değil sadece işgücünün geldiğinin düşünülmesinin etkili olduğuna inanıyorum. Bu nedenle de, insanların dil öğrenmesini sağlayacak önlemler alınmadı, zaten bununla kimse ilgilenmedi. Almanya’daki ekonomik durum gözönünde bulundurulduğuna her işgücüne ihtiyaç büyüktü ve Türklerin de sadece çalışması, en zor işleri yapması öngörülüyordu. Türkiye’den misafir işçilerin gelmesi memnuniyetle karşılanıyordu ama bu insanların Almanca öğrenmesi ihmal edildi. Bu yüzden, Alman toplumu ve onların günlük hayatı ile gereken ilişkiyi kuramadılar. Sadece kaldıkları işçi yurtlarından fabrikaya gittiler, çalıştılar ve orada kullandıkları cihazların Almancasını öğrendiler. Almanca ile başka bir ilişkileri de olmadı.”

“Alman siyasetçiler hatalarından ders çıkardıklarını dile getiriyorlar. Ama yıllardır çıkartılan yasalara baktığım zaman, ki ben 36 yıldır Almanya’dayım, bu yasaların Almanya’daki insanlar açısından pek motive edici olmadığını görüyorum. Bunun yerine bu yasalar göçmenlere buraya ait olmadıkları duygusu veren yaptırımlar içeriyor. Ama bir yandan da son yıllarda Almanca kursları verilmeye başlandı, Türk dernekleri Türklerin buradaki hayatına dikkati çeken faaliyetlerde bulunuyor ve Türkler de artık Almanya’daki hayata dair başka bir anlayış geliştirdi. Doğru yolda olduğumuzu söyleyebilirim ama bu yaklaşık 50 yıl geç oldu.

“Almanya’da yaşayan Türkler ve Türklere ait dernekler çok sayıda hata yaptı elbette. Almanya’daki Türkler yüzünü hep Türkiye’ye döndü ve Türkiye’deki iç siyasetin etkisinde kaldı. Almanya’daki meseleler yerine Türkiye’nin iç siyasetine angaje oldular. Özellikle son zamanlarda Türkiye’deki siyasetçilerin Almanya’daki Türklerle yakından ilgilendiği görülüyor, Türkiye’deki siyasi partiler Avrupa’daki Türkler arasında yandaş arıyor. Yaklaşık 20 yıl önce olduğu gibi Türkler arasında Almanya’daki siyaset yerine Türkiye’nin iç politikası ön planda kalıyor. Bu da Almanya’daki yaşam açısından üzücü bir durum.”

“Kendilerini ikilemde hissediyorlar. Bir yandan kendilerini Almanya’ya ait hissetmek istiyorlar. Ancak diğer yandan da Almanya’da çok sayıda engelle karşılaşıyorlar. İstihdam piyasasında, ev ararken, firmalarda çalışan üniversite mezunu Türkiye kökenlilerin yükselmesinde veya kamu sektöründe fırsat eşitliği bir sorun. Kamu sektöründe Türkiye kökenliler yeterince temsil edilmiyor. Bunun bir nedeni, Türkiye kökenlilerin kamu hizmetinde çalışabilecekleri konusunda kendine güvenmemesi. Ama diğer bir nedeni de, Alman devletinin artık üç kuşaktır burada yaşayan Türkiye kökenlilerin bu ülkeye ait olduğunu ve bu ülkenin çıkarları için çaba gösterebileceğini hâlâ tam olarak kabul etmemesi.”

“Bu insanlara ait olma duygusunun verilmemesinden kaynaklanıyor. 55 yıldır burada yaşıyoruz ama hâlâ yerel seçim hakkına sahip değiliz. Almanya’da günlük hayatta gizli bir ırkçılık hâkim. Türk adı taşıyan insanlar ev ararken, iş başvurusunda bulunduğunda sorun yaşıyor. Türkiye kökenliler okulda hâlâ sorunlarla karşılaşıyor. Ayrıca son yıllarda aşırı sağcıların siyasette yarattığı bir kutuplaşma söz konusu. Bu açıdan bakıldığında, Almanya’da Türklerin durumu iyileşmedi, hatta durum daha da kötüleşti.”

“Türkler özellikle ekonomik alanda başarı sağladı. Binlerce insanı istihdam eden çok sayıda Türk kökenli işletme var. Bu Alman ekonomisi için artık vazgeçilmez bir durum. Sadece futbolda değil, televizyonda da artık başarılı Türkleri görmek mümkün. Sunucu Nazan Eckes, Alman Birinci Televizyon Kanalı ARD’nin “Tagesthemen” adlı haber bültenini sunan Pınar Atalay, bazı oyuncular ve sanatçılara bakıldığında, misafir işçilerin çocuklarının nereye geldiği görülüyor. Bu kişiler yeni kuşaklar için de önemli bir rol model oluşturuyor.”

“Eğitim durumunu 20 yıl öncesiyle bile karşılaştırdığımızda ilerleme kaydedildiğini düşünüyorum. Liseye giden, üniversitede okuyan çok daha fazla Türkiye kökenli genç var. Ancak burada sosyal açıdan dezavantajlı bir gruptan söz ettiğimizi de gözünde bulundurmak gerekiyor. Türkiye’den ilk gelenler arasında üniversite mezunu pek yoktu, çoğu işçi, hatta vasıfsız işçiydi. Bu nedenle de çocuklarına yeterince destek veremedi. Bu nedenle ikinci kuşağın da eğitim düzeyi pek yüksek değildi. Ancak üçüncü kuşakta hukuk, tıp, işletme okuyanları görüyorum. Onlar önceki kuşaklara göre daha başarılılar.”

“Günlük hayatta karşılaşılan ırkçılığa karşı daha kararlı bir tutum sergilenmesini istiyoruz. Türkler ve Alman toplumu arasındaki güvenin yeniden sağlanabilmesi için aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) üyelerinin işlediği suçların aydınlatılmasını talep ediyoruz. Çoğulcu toplum düşüncesinin anayasaya alınmasını istiyoruz.Türkiye kökenlilerin bu toplumun saygıdeğer üyeleri olarak kabul edilmesini talep ediyoruz. Ve Almanya’daki Türk toplumundan da kendilerini bu ülkeye ait hissetmelerini ve bu ülkenin geleceği için çaba göstermelerini istiyoruz.”

almanyada-gunluk-hayatta-gizli-bir-irkcilik-hakim1

SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER