GazeteBalkan

FETÖ usulü işadamı soygunu! – 18

FETÖ usulü işadamı soygunu! – 18
09 Aralık 2016 - 10:04 'de eklendi ve 568 kez görüntülendi.

“Bugün de ölmedim! Yazık.. Bir leş gibi yaşıyorum…”

                                             Molla Fetullah Gülen – 2009

 

“CEMAATTEN—PARALELE GEÇEN SÜREÇ”

 

Sedat Peker, 10 Şubat 2015 tarihinde kendi bloğunda kaleme aldığı bir yazıda fetullah Gülen Cemaatindeki değişimi kendi anıları çerçevesinde ‘Cemaatten – Paralele geçen süreç” başlığı ile değerlendiriyor.

İşte o yazı:

“Geçmiş yıllarda cemaat olarak nitelendirilen, son yıllarda ise Milli Güvenlik Kurulu’nun Kırmızı kitabına paralel yapı olarak giren kişilerle ilgili eskiye dair birkaç anımı sizlerle paylaşmak isterim.

Yurt dışında bulunduğum bir tarihte (1998 yılında) bir-iki gazetede şahsımla ilgili kısa bir iki haber okumuştum. Bu yazı kısaca “Sedat Peker, cemaatin paralarını aklıyor”. mealindeydi.

Bu yazının çıkmasıyla beraber aynı saatlerde Romanya’da bulunan istihbaratta görevli Türk bir şahıs tarafından ziyaret edilerek, gazetede çıkan bu haberin doğrultusunda önce bir televizyona bağlanıp röportaj yapmamın daha sonra da Türkiye’ye giderek, bu yönde ifade vermemin doğru bir davranış olacağını söyledi.

Benim bu şahısa söylediğim “Asla böyle bir şey söyleyemem. Çünkü bu doğru değil. Ben dünyaya geldiğim zaman annemle babam kavurma ve pilav yaptırıp, komşulara ikram etmişler. Oğlumuz oldu diye gurur duymuşlar. Bu sebeple benim onları utandırmam söz konusu olamaz.” demiştim. Aynı arkadaş akşam ana haberlerinde bir televizyon kanalından beni arayacaklarını, gazetede çıkan haber yönünde mutlaka röportaj vermemi söylemişti. Ayrıcada o tarihlerde Türkiye’de hakkımdaki gıyaben yapılan soruşturmalardan da kurtulacağımı sözlerine eklemişti. Ben ne kadar böyle bir şeyin parçası olmayacağımı söylesemde bu arkadaş benim, bu şekilde beyanda bulunacağımdan emin olarak yanımdan ayrılmıştı.

Akşam saatlerinde Star Tv’den arandığımda benim söylememi istediği ifadenin tam karşısında konuşma yaptım. Hatta cemaatle ilgili sokaklardaki insanları dine yönlendirerek şiddetten uzak tuttuklarını söylemiştim(yani övmüştüm). Konuşmam biter bitmez ,Samanyolu Tv’den telefonumuza ulaştılar. Aynı şekilde Samanyolu Tv’ye de anlatımlarda bulundum (Bu anlatımlarım her iki televizyonunda arşivinde mevcuttur). Tanıdığım ortak arkadaşlar vasıtasıyla da bu gelişmeleri cemaatin üst kademesindeki insanlara ilettim. Daha sonraki günlerde bu tavrımdan dolayı cemaatin üst kademesindeki insanlardan çok yüksek oranda övgü dolu sözler duydum.

Tabi ki bu tavrımdan dolayı o zamanki yöneticiler tarafından düşman görülmem yüzünden, Türkiye’ye geldiğimde (1998 yazının sonlarında) 9.5 ay cezaevinde kalmış, daha sonrasında ise tutuklu kaldığım bu davadan beraat etmiştim. Yani onlar hakkında yalan söylemediğim için bedel ödemiştim. Bana her seferinde bizden bir isteğin var mı?Diye sorduklarında ise kendilerine “Ahiret’te imanıma şahitlik yaparsanız yeter.” demiştim.

Kıymetli dostlarım, aradan tam on yıl geçtikten sonra 2008 yılında savcı Zekeriya Öz tarafından Ergenekon soruşturması kapsamında tanık olarak ifadeye çağırıldım. İfadem alınırken, orada Ergenekon soruşturmasının diğer savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’de vardı (İfadeye çağrılmadan önce Zekeriya Öz, ortak bir avukat arkadaşımız vasıtasıyla eğer istediği yönde ifade verirsem hiçbir sıkıntı yaşamayacağımı şahsıma iletmişti).

Sorgu esnasında genelde bana bir şey sormuyorlardı. Önce olaylar böyle olmuş, şöyle olmuş diye anlatıp, sonra da biraz önce anlattığı olayla ilgili soru soruyordu. Nereden bakarsanız bakın bir komedi yani. Beni gizli tanık yapabileceğini söylemişti. “Ben hayatımda kimseden korkmadım, bir korkak gibi gizli tanık olmam.” dediğimde bu seferde açık tanık olabileceğimi söyledi. Tabi ki kendisinin sormuş olduğu sorulara doğru olan neyse o şekilde cevap verdim. Yani kendisinin istediği hiçbir şeyi ifademde kayda geçirmedim.

Sizlerinde bileceği üzere dosya da önce sanık yapıldım, sonra aynı davadan farklı sebeplerle iki kez tutuklandım. Sonraki süreçte de dışarıdaki tanıdıklarım şike ve benzeri davalarla peş peşe tutuklanarak,cezaevlerine gönderildiler. Daha sonrasında ise Ergenekon’dan mahkum ettikleri yetmezmiş gibi 27 cinayetle ilgili de Ankara ve Diyarbakır Özel Yetkili Başsavcı vekilliklerine hakkımda suç duyurusunda bulundular.

Bence işin en komik yanı laikliği savunan bir grup 1998 senesinde cemaatle ilgili yalan ifade vermemi istemişti. Yukarda anlattığım gibi bunu reddettim. On sene sonrasında ise dini temelleri olduğunu söyleyen cemaat, gücü ele geçirince onlarda askerlerin aleyhine yalan ifade vermemi istediler(Yani geçen bunca zamanda değişen hiçbir şey olmamış).

Cemaat mensupları geçmişte bize haksızlık yapılıyor diye insanlara meramlarını anlatırken,gücü ele geçirdiklerinde yaptıkları ise ne aklın, ne fikrin, ne de vicdanın kabul edebileceği şeylerdi.

Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk’tan gözaltına alınanların birçoğunun evinde, çocuk pornosu, hayvan pornosu bulunduğu kayıtlarda yazılıdır. Bu bence bir insanı öldürmeden önce canlı canlı tabuta gömmektir. Düşünsenize paralel yapı mensubu polislerin bıraktığı Cd’lerden dolayı birçok insan alçak bir sapık olarak tanındı. Yani, yaşarken öldüler. Kimilerinin bahtına ise eşlerinin onları aldattığına yönelik dedikodular ve haberler düştü. Sırf bu sebeple intahar eden insanlar oldu.Peki onları nereye koyacağız? Bence işin en korkuncu ise tüm bu zulümler yapılırken, bu kötülüklerde görev alan insanları Peygamber Efendimiz’in (SAV) “Düşmanınıza silahıyla karşılık verin” hadis-i şerifiyle etkilemiş olmalarıdır. Tüm kalbimle şuna inanıyorumki bu kötülüklere alet olanlar Hakk dünyada Peygamber Efendimiz’in (SAV) şefaatinden de yoksun olacaklardır.

Bu yazıyı okuyan bazı kardeşlerimiz geçmişte onlara da yapılmış, onlarda farklı bir şekilde bir metod izlemiş olabilirler diye düşünce içine girebilir. Onlara tavsiyem ise şu öğretiyi asla unutmamalarıdır. “Bir insanın şerefinin göstergesinin düşmanının kendisine yapmış olduğu kalleşliğe dahi onurluca aldığı tavırda gizli olduğudur.

Fuat Avni midir? Avanak Avni midir? Ne olduğu beli olmayan paralel yapının sosyal medyadaki kullandığı sahte hesabı yöneten şahıs, büyüklerine sorarsa benim cemaatle ilgili geçmişteki hikayelerimi öğrenebilir. MHP’yi karıştırmak için cezaevinden çıkarılmışım yalanını yazacağına, cemaate geçmişte yaptığım bağışları, sağladığım destekleri yazarsa kamuoyundan çok daha fazla ilgi görebileceğini düşünüyorum. (Anladın mı Avanak Avni?)”

 

NOT: Dizi yazımızı kağıt veya online baskıya ulaşamadığınız günlerde veya önceki bölümleri   www.gazetebalkan.com veya fb.com/gazetbalkan adresinden takip edebilirsiniz.

 

DEVAM EDECEK

 

 

 

 

 

 

SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER