GazeteBalkan

GÜN GÜN ROMANYA – 16

GÜN GÜN ROMANYA – 16
13 Aralık 2016 - 9:51 'de eklendi ve 796 kez görüntülendi.

26 AĞUSTOS 2016

FETÖ’ye Romanya’da ilk darbe!

Fetullah Terör Örgütü (FETÖ) yanlısı Tuna Vakfı’nın Mecidiye’deki yurdu kapatıldı

 

BÜKREŞ (G.Balkan)- Türkiye’deki 15 Temmuz kanlı darbe girişimcisi Fetullah Terör Örgütü (FETÖ) yanlılarına Romen makamları ilk darbeyi vurdu. FETÖ yanlılarının yönetimindeki Tuna Vakfı’na ait Mecidiye’deki Tuna Yurdu kapatıldı.

Kapatılan Tuna Yurdu’nun adının değiştirileceği, yeniden organize edilerek, Romanya Müftülüğü ve TİKA tarafından işletileceği öğrenildi. Yurt binasının ise Mecidiye Camisine ait olduğu bildirildi.

Öte yandan Türk hükümeti dünya genelinde 140 ülkeye ayrı ayrı dosya vererek FETÖ’ye ait okulların kapatılmasını istemişti. Bu doğrultudaki çalışmaların ise devam ettiği öğrenildi.

 

1 EYLÜL 2016

‘Mehdi denilen Gülen Türk halkının düşmanıdır’

 Zaman gazetesi mensubu Necdet Çelik ve eşinin Romania Libera gazetesine Türkiye’yi şikayet etmeleri üzerine Büyükelçi Ertaş, gazeteye bir açıklama gönderdi.

 

BÜKREŞ (G.Balkan)- Başörtülü eşinin başını açarak Romania Libera gazetesine poz veren ve Türkiye’yi şikayet eden Zaman gazetesi mensubu Necdet Çelik’in iddiaları Bükreş Büyükelçisi Osman Koray Ertaş tarafından yalanlandı.

Büyükelçi Ertaş, Romania Libera gazetesinde yayınlanan açıklamasında, “Yazınızda iddia ettiğinizin aksine, taraftarlarınca Mehdi olarak görülen ve ilkokul mezunu Gülen, sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın düşmanı değil, tüm Türk halkının düşmanıdır. Türkiye’de iktidar ve muhalefet partileri dahil, toplumun bütün kesimleri bu konuda aynı fikirdedir.” dedi.

Büyükelçi Ertaş’ın açıklaması aynen şöyle:

“Sayın Racita,

Romania Libera’da yayınlanan iki günlük haberinizde bazı Türk vatandaşlarının Büyükelçiliğimize yönelik ifadeleri gerçeği yansıtmamaktadır. Konsolosluk Şubemiz tüm Türk vatandaşlarına yasalar çerçevesinde gerekli hizmetleri sunmaya devam etmektedir. Hiçbir vatandaşımıza hukuk dışı bir işlem yapılmamaktadır. Romanya’da yaşayan binlerce vatandaşımız ülkemize özgürce seyahat etmektedir. Konsolosluk şubemizde pasaportu iptal edilen kimse yoktur.

Ülkemizde yaşanan darbenin ardından darbeciler ve FETÖ mensuplarına karşı başlatılan yargı süreci devam etmektedir. OHAL süreci Anayasal bir süreç olup, temel insan hak ve özgürlükleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamındaki taahhütlerimizle uyumlu biçimde sürdürülmektedir. OHAL vatandaşlarımızın günlük yaşantılarını ve temel özgürlüklerini etkilememektedir. Yargı süreci sadece darbeden önce terör örgütü olarak ilan edilmiş bulunan ve dini görünümlü sapkın radikal bir grup olan FETÖ mensuplarına yöneliktir. Yazınızda iddia ettiğinizin aksine, taraftarlarınca Mehdi olarak görülen ve ilkokul mezunu Gülen, sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın düşmanı değil, tüm Türk halkının düşmanıdır. Türkiye’de iktidar ve muhalefet partileri dahil, toplumun bütün kesimleri bu konuda aynı fikirdedir.

Milyonlarca mülteciye evsahipliği yapan, Avrupa’daki mültecilerin bizzat AB ülkeleri tarafından anlaşma uyarınca geri gönderildiği güvenli ülke konumundaki Türkiye’yi karalamaya çalışan çevrelerin çabaları sonuç vermeyecektir.”

 

 

26 AĞUSTOS 2016

Yorum Haber:

FETÖ’cü korkaktan Ticaret Müşaviri’ne yazılı saldırı

 

Halkın oyu ile iktidara gelenler, siyasi projelerini bürokratlar aracılığı ile hayata geçirirler. Bürokratlar, siyasilerin projelerini en iyi bir şekilde hayata geçirmekle mükelleftirler. Bu yüzden liyakat tartışması yapılır. Bu yüzden aptal bir iktidar partisi yandaşı yerine liyakat sahibi bürokrat tercih edilir. Bu tüm dünyada böyledir. Doğal olarak Türkiye’de de böyle olması gerekir.

“Eşeğini dövemeyen semerini dövermiş” diye yerinde bi ata sözümüz var. FETÖ okullarını koruma sitesinde Arif Eroğlu takma adlı karakter ve akıl yoksunu kişi bu sefer de hedef tahtasına Devlet memuru olduğu için açıklama yaparak kendisini savunma imkanı olmayan Bükreş Ticaret Müşaviri Mükerrem Aksoy’u hedef tahtasına koydu.

Aksoy’un görünür suçu ne, Bakanlığı döenminde Zafer Çağlayan’a bürokrat olmak. FETÖ yanlısı TUSKON’a yardımcı olan Bakan Çağlayan’ın bakanlığında bürokrat olmak.

Başbakanından bakanına, genel müdüründen parti başkanına kadar herkesin foyası henüz ortaya çıkmamış, ipliği pazara henüz dökülmemiş FETÖ’cülere yardımcı olduğu bir dönemde bakan Çağlayan’ın siyasi tercihinden dolayı bürokratını değerlendirmek ne derce ahlaki bilmem. Kaldı ki, söz konusu melanet sitesinde aynı anda “Sen suçlu isen akraban da suçludur!” başlıklı bir yazı da iftira atma uzmanı takma adlı Arif Eroğlu’nu adeta tekzip ediyor.

Aksoy’a saldırının kamufle edilen nedeni ise Ticaret Müşaviri olarak, ipliği pazara dökülmüş Türk vatandaşlarının çocuklarının ortada kalmasının önüne geçişi, iyi şartlarda okullar buluşu..

Vatanına, devletine bağlılığı, olağan üstü hareketliliği, gördüğü, yanlış olduğuna inandığı her harekete karşı çıkışı ve çalışkanlılığı ile Bükreş Ticaret Müşaviri örnek bir Türk bürokratı ve vatandaşıdır. 2 yıldır, Romanya’da dostun da düşmanın da gördüğü budur.

Bu tür karakter yoksunu kişilerin saldırılarılarının onu yolundan saptıracağını, susturacağını sanmak da ancak deve kuşu gibi kuma gömdüğü kafasından açıkta kalan ardını göremeyen FETÖ’cülere mahsustur.

Manüpüle ustası olduğunu sanan, Küresel Çeteye hizmetçi olmaktan öte işe yaramayan FETÖ’cü gürühun saldırılarından yılacak kimse yoktur.

Bir de tehdit ediyor: ‘Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.’ diye. Keser de döndü, sap da döndü. Şimdi sizin millet ve adalete hesap verme zamanınız. Bundan kurtuluşunuz yok. Edececeğiniz tövbe bile sizi millet nezdinde kurtarmaya yetmeyecektir. Asıl zavallılık size mahsus Bay sahte yazar.

‘Zekeriya Öz hukukunun’ geri döneceği masalına kargalar bile güler. Sadece ırzına geçmeye çalıştığınız Türk adaletinden değil, sizler bulunduğunuz ülkelerde işlediğiniz suçlarla o ülke yasalarından da nasibinizi alacaksınız.

Siz önce Hulusi Okkır gibi mazlumların hesabını bir verin, istikbalini soru cevabı hırsızlığı ile çaldığınız masumların hesabını bir ödeyin hele.. Sonra sıra sizden hesap soranların hesabına gelsin. (Hamdi YILMAZ / Gazete Balkan)

 

25 AĞUSTOS 2016

HAMDİ YILMAZ

FETO ve OPUS DEI Melanetlerinin okul sevdası

 

Yeniçağ yazarı Arslan Bulut’un, Aytunç Altındal’ın Birharf Yayınları arasında çıkan “PAPA 16. Benedikt; Avrupa Birliği ve Türkiye” adlı kitabından yaptığı alıntıyı önemine binaen ben de dikkatinize sunuyorum.

***

“OPUS DEI (Tanrı’nın İşleri) adlı gizli örgüt, 2 Ekim 1928’de Madrid’de kuruldu. Kurucusu sıradan bir papazdı. Adı, Jose Maria Escriva de Balaguery Albas idi. Escriva’nın amacı Papa’ya Vatikan dışında destek olacak varlıklı ve iyi eğitim görmüş elit bir kadro oluşturmaktı. Oluşturdu da! Doktorlar, iş adamları, gazeteciler, yazarlar, avukatlar, mimarlar gibi meslek adamları bir arada OPUS DEI için çalışmaya başladı. Çeşitli ülkelerdeki aynı meslek sahipleriyle ilişki kurdular. Bu ilişkileri sağlayabilmek için iki anahtar kavram seçmişlerdi. Birincisi ‘Diyalog’, ikincisi de ‘Hoşgörü’ idi. Kendisini uygar, barışsever ve eşitlikçi, demokrat kabul eden hiçbir aydının bunlardan sakınması mümkün değildi. OPUS DEI, bu kavramları kullanarak birçok ülkede konferanslar, seminerler ve toplantılar düzenledi. Böylece oluşturulan ‘Dayanışma’ grupları, gerçekte tek amaca hizmet ediyordu. OPUS DEI’nin Vatikan içindeki yerini güçlendirmeye.

Escriva, diktatör Franko’yu var gücüyle destekledi. Karşılığında Franko kabinesinden 10 bakanlık aldı. Böylece çok büyük bir servet edinme şansını elde etti. Bu sermayeyle yeni ve uluslararası şirketler kurdurdu. İspanya’nın turizm gelirlerinden büyük pay almaya başladı. İnşaat sektörüne girdi, sonra da eğitime. Çeşitli ülkelerde okullar açmaya başladı. Halen OPUS DEI’nin dünyada 428 üniversite ve sayısız okulu vardır.

OPUS DEI, gittiği her ülkede ilkin mesleğinde çabuk yükselmek isteyen, hırslı, yerleşik, ahlaki değerlere önem vermeyen şahıslarla, kendilerini çok önemseyen fakat nedense adlarını duyuramamış silik aydınları avladı. Özellikle basın ve TV’de bu tür insanları destekledi, mesleklerinde adlarını duyurmalarını sağladı. Sonra da bunları kullanarak ülkede her istediğini yaptırır hale geldi. Michael Walsh’un deyimiyle bu örgüte OPUS DEI yerine OCTOBUS DEI, yani ‘Ahtapotun İşleri’ denilmeliydi…”

***

Arslan Bulut diyorki, “FETÖ, Türkiye’de aynı yöntemi uyguladı. Bir taraftan çocuklara çengel atarak askeri okullara sızarken diğer taraftan “Diyalog ve Hoşgörü” kavramları ile her meslekten insanı örgüte bağladı.”

Yine Bulut’un aktardığına göre, Prof. Dr. Yümni Sezen’in, Kelam Yayınları arasında çıkan “Dinlerarası Diyalog İhaneti” başlıklı kitabında FETO’nun sözlerini aktarıyor, şöyle diyor FETO:

“Bütün Müslüman ve Hıristiyanlar İsa’nın etrafında bütünleşmelidir”.

“Bir Hıristiyan, tevhide döner ve fakat diğer hayatı aynı olursa ona ‘Müslüman İsevi’ denilir”.

“1. Dünya Savaşı’nda Hıristiyan taraftan ölenler de şehittir, ahirette mükâfatları vardır”. gibi ifadeler FETÖ’nün ne yapmaya çalıştığını net bir şekilde ortaya çıkardı..

Yümni Sezen de, “Bu hareketin gerçek yüzü Papa’ya sunulan bir güven mektubundan ibarettir. Arka yüzü Vatikan’a bırakan bu projenin ön yüzü Müslüman’ı ehlileştirme (!) yahut etkisizleştirme, daha da Türkçesiyle iğdiş etmedir…” diyordu.

***

Bütün bunlar daha önceden yazılıp, çizilip bilinmesine rağmen, vatandaşı ile hükümeti, muhalefeti ile koynumuzdaki yılanı saf saf büyüttük. 15 Temmuz’da bizi sokunca uyandık.

Sahi uyandık mı?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER