GazeteBalkan

Romanya ve Rusya’daki yıl dönüm haftası

Romanya ve Rusya’daki yıl dönüm haftası
27 Aralık 2016 - 9:56 'de eklendi ve 468 kez görüntülendi.

Hamdi YILMAZ

Romanya ve Rusya’daki yıl dönüm haftası

Alman Hohenzollern Hanedanı’ndan gelen Prens Karl Eitel Friedrich Zephyrinus Ludwig’in 26 Mart 1881 tarihinde Sinaia Peleş Sarayında adını 1. Carol olarak değiştirerek taç giymesi ile kurulan Romanya Krallığı, gayri resmi olarak 1940- 1947 yılları arasında Ion Antenescu’nun askeri darbe döneminde ‘Romen Diktatörlüğü’ adıyla da anılmıştır.
1947 yılında Sosvyetler Birliği desteği ve baskısı ile kurulan ‘Romanya Halk Cumhuriyeti’ ise 1965 yılında Romanya Sosyalist Cumhuriyeti’ne dönüşmüştür. Son diktatörü Nikolay Çavuşesku olan Romanya Sosyalist Cumhuriyeti’nin 1989 Aralık sonunda tarih oluşunun üstünde 27 yıl geçmiştir. Ülke bugün sadece ‘Romanya’ adını taşımaktadır. Devletin başında Cumhurbaşkanı sıfatı ile yine Alman kökenli Klaus Iohannes oturmaktadır. Bu satırların yazıldığı saatlerde Cumhurbaşkanının, başbakan olarak ataması önerilen Tatar Türk’ü Sevil Shhaideh hakkında karar vermesi bekleniyordu.
***
Bir başka komünist diktatörlük olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) ise tarihe gömülüşünün üzerinde 25 yıl geçmiştir.
31 Aralık 1991 yılında çöken SSCB’nin emperyal gücü Rusya, geçen 25 yıl içinde çöküş ve yeniden yükselişi yaşamıştır.
BBC Moskova muhabiri Steve Rosenberg, Ağustos 1991’de yani çöküşten 4 ay once SSCB’ne İngilizce öğretmeni olarak giden İrina ile uzun bir şöyleşi gerçekleştirmiş.
İrina, o günleri şöyle anlatıyor:
“Moskova’ya İnşaat Enstitüsü’nde İngilizce ders vermek üzere Ağustos 1991’de geldim. Vizemin üzerinde ‘SSCB’ye giriş için’ yazıyordu.
Moskova’ya adım atmamın üzerinden daha dört ay bile geçmeden SSCB tarihe karıştı.
Sovyetler Birliği’nin çöküşü, vatandaşlarına büyük bir şok yaşattı. Ancak, 1991 yılında Moskova’da tanıdığım birçok kişi için aynı zamanda daha iyi bir yaşam umudu veriyordu.
Çok önemli bir şeyin olduğunu görmekten mutluyduk. Özgürlük rüzgarıydı.”
Aradan geçen 25 yılı özetleyen İrina, “yeni Ruslardan hiç hoşlanmadım” diyerek SSCB dönemine duyduğu özlemi anlatıyor.
“1990’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nde sahip olduğumuz hiçbir şeyden memnun değildik. SSCB’deki her şey kötüydü ve birçok şeyi de lanetliyorduk. Ancak daha sonra aslında o kadar da kötü olmadığını fark ettik.”
Araya girerek, “Ama Sovyetler Birliği’nde demokrasi, ifade özgürlüğü yoktu” diyecek olan muhabire şu cevabı veriyor:
“Ne tarz bir ‘demokrasi’yi kast ettiğine göre değişir. Belki Demir Perde’nin arkasında olan bitenler hakkında çok şey bilmiyorduk. Ama bilmemize de gerek mi vardı?”
Vladimir Putin, 2000 yılında Boris Yeltsin’in yerine Rusya Devlet Başkanı olduktan sonra Kremlin devletin gücünü yeniden tahsis etmek için kolları sıvamış!
‘Tam bir monarşi yanlısıyım’ diyen Irina ise Rusya’nın güçlü bir lidere ihtiyacı olduğuna inanıyor:
“Özümde tam bir monarşi yanlısıyım. Ve eğer monarşi Rusya’ya geri dönecek olursa gider iki elimle birden oy veririm.”
“Bir çar olmasını ister miydin?” sorusunu Irina, “Evet isterim. Ülkenin çok büyük ve çok fazla sorununun olduğunu, bu nedenle de ancak güçlü, kuvvetli biri tarafından yönetilebileceğini düşünüyorum” şeklinde cevaplıyor.
“Pekala, Vladimir Putin çar ihtiyacını dolduruyor mu?” sorusuna Irina, “Bana göre evet” diyor.
Irina’ya Batılı hükümetlerin Kırım’ın ilhakı, Rusya’nın Doğu Ukrayna’ya müdahalesi ve Suriye’deki rolünden dolayı Putin’i saldırganlıkla suçladıklarını, Batı’daki birçok kişinin Putin’e güvenmediğini söylüyorum. Yanıtı gülerek şöyle oluyor:
“Putin’i neden sevsinler ki? Sonuçta beğenilmek için süslenen bir kadın değil ki. O, güçlü bir adam.”
***
Ne diyordu ünlü Rus yazarı Feodor Mihailovici Dostoievski, “Rus halkı dayak ister!”

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER