GazeteBalkan

‘FETÖ yabancı istihbarat servislerinin şemsiyesi altında’

‘FETÖ yabancı istihbarat servislerinin şemsiyesi altında’
28 Mayıs 2017 - 16:48 'de eklendi ve 375 kez görüntülendi.

MİT’in 15 Temmuz raporu: FETÖ yabancı istihbarat servislerinin şemsiyesi altında faaliyet gösteriyor

 

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na gönderdiği 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin raporunda, FETÖ’nün yurt içi ve yurt dışı yapılanması hakkında bilgiler verdi. Raporda, FETÖ’nün 170 ülkede faal olduğu, ana karargah merkezinin ABD olduğu ve yabancı istihbarat servislerinin şemsiyesi altında çalıştığı ifade edildi.

MİT, merakla beklenen 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin raporunu TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na sundu.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan imzasıyla TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na gönderilen 36 sayfalık raporda, 15 Temmuz günü MİT’e yapılan ihbar anlatılırken FETÖ yapılanmasının ulusal ve uluslararası yapısı hakkında da bilgi verildi.

‘MİT BÜNYESİNDE DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI VERİLEN EMİRLERE UYMAYAN PERSONEL OLMADI’

MİT bünyesinde darbe girişimine karşı verilen emirlere uymayan, isteksiz davranan, görevini savsaklayan herhangi bir personel olmadığı ifade edilen raporda “Darbeci unsurların MİT Müsteşarlığı’na yönelik saldırıların başarısızlıkla sonuçlanmasında, teşkilat içerisindeki FETÖ/PDY mensuplarının önceden tespit edilerek pasif görevlere atanmış olması ve bu bağlamda bağımsız teşkilat ünitelerinin sorumluları arasında örgüt mensubu bulunmaması etkili olmuştur’ denildi.

‘2013’TEN BU YANA 509 MİT PERSONELİNİN GÖREVİNE SON VERİLDİ’

17 Aralık 2013 —15 Temmuz 2016 tarihleri arasında toplam 181 MİT personeli hakkında işlem yapıldığını, bunlardan 81’inin pasif göreve atandığını, TSK/Emniyet personeli olan 84’ünün MİT’teki geçici görevlendirmelerinin sona erdirildiğini, 3’ü hakkında doğrudan soruşturma başlatıldığını ve 13 personelin sözleşme feshi, istifa, emeklilik gibi nedenlerle MİT’le ilişiğinin kesildiği bildirildi.

Pasif göreve atananlardan 41’i hakkında soruşturma başlatıldığı, 18’inin ise sözleşme feshi, istifa, emeklilik gibi nedenlerle MİT’le ilişiğinin kesildiği kaydedildi.

15 Temmuz’dan sonra ise toplam 377 MİT personeli hakkında işlem yapıldığı belirtilirken bunlardan 110’unun pasif göreve atandığı, TSK/Emniyet mensubu olan 188’inin MİT’teki geçici görevlendirmelerinin sona erdirildiği, 64’ü hakkında doğrudan soruşturma başlatıldığı, 15 personelin sözleşme feshi, istifa, emeklilik gibi nedenlerle MİT’le ilişiğinin kesildiği, pasif göreve atananlardan 103’ü hakkında soruşturma başlatıldığı ve 7 personelin MİT’le ilişiğinin kesildiği kaydedildi.

‘FETÖ İLE BAĞLANTISI OLMAYAN TSK VE EMNİYET MENSUPLARININ MÜCADELESİYLE DARBECİLER DURDURULDU’

FETÖ’nün darbe girişiminin, ‘devlet büyüklerinin ve siyasi partilerin kararlı duruşu, güvenlik güçleri ve halkın direnişi ile bertaraf edildiği’ ifade edilen raporda “Darbe girişimine; Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerin yanı sıra diğer illerdeki örgüt mensupları da koordineli olarak iştirak etmiş, ancak Sn. Cumhurbaşkanı ve Sn. Başbakan’ın çağrıları üzerine duyarlı vatandaşlarımızın darbe teşebbüsü esnasında sokağa çıkmalarıyla olayların seyri değişmiştir. FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunmayan TSK ve emniyet mensuplarımızın vefakar mücadelesiyle darbecilerin durdurulması sağlanmıştır” dendi.

‘DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA 15 BİNİN ÜZERİNDE FETÖ İHBARI YAPILDI

Darbe girişiminin ardından FETÖ konusunda ihbarların arttığı da belirtilen raporda 15 Temmuz-31 Aralık 2016 tarihleri arasında büyük çoğunluğu internet sitesi üzerinden olmak üzere 15 binin üzerinde ihbar yapıldığı aktarıldı.

Raporda FETÖ’nün esas amacı şöyle anlatıldı:

“Temelleri 1966 yılına dayanan ve kendini uzun yıllar boyunca sözde ‘Hizmet Hareketi’ olarak lanse eden FETÖ/PDY’nin esas amacı; Türk Milleti’nin iradesi yerine, kendi sapkın ideolojisi doğrultusunda yetiştirdiği bir zümrenin iradesinin egemen olmasını sağlamak, bilinçli ve organize bir şekilde tüm kurum/kuruluşlara sızarak devleti ele geçirmek/toplumu tahakkümü altına almak, Türkiye’den başlamak üzere tesis ettiği düzeni etkin olduğu ülkelerde de hakim kılmaktır. Söz konusu amaç, 15.07.2016’taki başarısız darbe girişimi ile birlikte açık bir şekilde anlaşılmıştır.”

Raporda FETÖ yapılanmasının yapısı hakkında ayrıntılı bilgiler verilirken FETÖ yapılanması ve FETÖ’nün yurt içi bölge teşkilatlanması hakkında tablolara da yer verildi.

MİT’in TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na sunduğu raporda yer alan şablonlar

‘FETÖ İSTİHBARAT SERVİSİ GİBİ FAALİYET GÖSTERİYOR’

FETÖ’nün, yurt içinde ve yurt dışında gizlilik ve takiye ile adeta bir ‘istihbarat servisi’ gibi faaliyet gösterdiği belirtilirken “FETÖ/PDY’nin çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması söz konusu yapının casusluk faaliyetlerinde de bulunan bir terör örgütü olduğunu ortaya koyan unsurlardır” dendi.

MİT’in TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na sunduğu raporda yer alan şablonlar

‘FETÖ 170 ÜLKEDE FAAL’

FETÖ’nün 1980’lerin sonuna kadar Türkiye içindeki teşkilatlanmasına ağırlık verdiği, 1990’lı yılların başından itibaren ilk etapta SSCB’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ne yönelik çalışmalarını hızlandırdığı, bugün itibariyle Balkanlardan Kafkaslara, Orta Asya’dan Avrupa’ya, Kuzey Amerika’dan Uzak Doğu’ya, Ortadoğu ve Afrika’ya kadar dünyanın yaklaşık 170 ülke/bölge/ özerk cumhuriyetinde ‘din-politika-para’ üçgeninde faaliyet gösteren bir organizasyon hüviyetine büründüğü ifade edilirken şöyle denildi:

“Söz konusu 170’e yakın ülkede eğitim yapılanmaları haricinde örgüte bağlı 520 şirket, 269 vakıf, 147 yazılı medya, 58 görsel ve işitsel medya kuruluşu, 252 iyi ilişki geliştirdikleri STK ve güç odağı, 327 dernek, 216 hastane, etüt merkezi, dil merkezi, kültür merkezi vb tespit edilmiştir.”

‘ÖRGÜTÜN ANA FAALİYET MERKEZİ ABD’

“FETÖ/PDY’nin lider kadrosu ve F. Gülen’in ikamet ettiği ülke olmasının yanı sıra, örgütün tesis ettiği üst düzey siyasi ilişkiler, sivil toplum yapılanması ve sağladığı finansman bakımından halihazırda örgütün ana faaliyet merkezinin ABD olduğu belirtilebilecektir” denilirken “Örgütün ABD’deki faaliyetleri halihazırda New Jersey, Washington DC, Pensilvanya, Teksas, Houston, Nashville, Chicago, Pittsburgh, Columbus ve Boston gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yoğunlaştığı eyalet ve şehirlerde ağırlık kazanmaktadır” ifadelerine yer verildi.

‘ÖRGÜT DARBE GİRİŞİMİ SONRASI YURTDIŞINDA YENİDEN YAPILANMA ÇALIŞMALARI İÇİNDE’

FETÖ’nün darbe girişimi sonrasında Fethullah Gülen’in talimatları kapsamında yurtdışında yeniden yapılanma çalışmaları yürütüldüğü ve ülke sorumlularının değiştirildiği kaydedilirken bu faaliyetlerin MİT tarafından yakından izlendiği belirtildi. Raporda ayrıca FETÖ yapılanmasının yurt dışı sorumlularını gösteren tablolara da yer verildi.

MİT’in TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na sunduğu raporda yer alan şablonlar

FETÖ yapılanmasının dünyada özellikle eğitim alanında yoğun faaliyet gösterdiği ifade edilirken FETÖ’nün yurt dışında okul öncesi, ilk ve orta öğretim ile üniversite olmak üzere toplam 767 okul ve eğitim kurumuna sahip olduğu kaydedildi.

‘FETÖ’NÜN ABD’DE 312 OKULU BULUNUYOR’

FETÖ’nün ABD’de dördü üniversite, 155’i charter okul olmak üzere 312 okulunun bulunduğu kaydedilirken “ABD yönetiminin eğitim kalitesini arttırmak amacıyla özel sektöre sözleşmeli olarak eğitim verme hakkı tanıdığı ve finanse ettiği ‘charter’ olarak adlandırılan okullar, FETÖ/PDY açısından önemli bir gelir kaynağıdır. Yaklaşık 60 bin öğrencinin eğitim aldığı ve 5 bin civarında kişinin çalıştığı 27 eyaletteki 155 charter okul vasıtasıyla örgüt, ABD devletinden yıllık 500 milyon ABD doları gelir elde etmektedir. Ayrıca ABD vatandaşlarının da eğitim aldığı bu okullar, örgüte söz konusu öğrenciler üzerinden ABD sistemine hulûl etme imkânı da sağlamaktadır” denildi.

Bugüne kadar FBI tarafından 4 eyalette FETÖ kontrolündeki charter okullara yönelik soruşturma yapıldığı ancak soruşturmalar sonucunda herhangi bir cezai yaptırım uygulanmadığı ifade edildi.

Rapora göre örgütün ABD’den sonra en fazla okulunun olduğu ülkeler ise şunlar: Irak (IKBY de dahil biri üniversite olmak üzere 29 okul), Almanya (32 okul), Kazakistan (27 okul), Kırgızistan (24 okul), Afganistan (23 okul), Pakistan (22 okul), Nijerya (bir üniversite olmak üzere 18 okul), Bosna Hersek (15 okul), Arnavutluk (14 okul) ve Kenya (12 okul).

Geri kalan ülkelerdeki okul sayıları 10 ve altında.

‘RUSYA, FETÖ OKULLARINI 2008’DE KAPATTI’

Ayrıca halen ABD, Bosna Hersek, Gürcistan, Nijerya, Arnavutluk, Polonya, Irak (IKBY), Kazakistan, Kırgızistan, Kolombiya, Romanya, Kamboçya, Belçika ve Avustralya’da FETÖ’nün kontrolünde yüksek öğretim kurumu ya da araştırma kürsüsü bulunduğu kaydedilirken “Öte yandan Özbekistan 2000, Rusya Federasyonu ise 2008 yılında okulların tamamına yakınını kapatmıştır. Türkmenistan 2011’de, Tacikistan da 17-25 Aralık 2013 olaylarının yaşanmasının akabinde FETÖ/PDY’ye ait okulları devletleştirmiştir. Darbe girişiminin akabinde ise okullar ile ilgili olarak kapatma/devletleştirme faaliyetleride Sudan, Kazakistan ve Somali’nin adı öne çıkmaktadır” denildi.

‘ÖRGÜT FAALİYETLERİNİ BİR YA DA BİRKAÇ İSTİHBARAT SERVİSİNİ ŞEMSİYESİ ALTINDA GERÇEKLEŞTİRİYOR’

‘FETÖ/PDY’nin gelişim ve örgütlenme sürecinde yararlandığı istihbarat servisleri başta olmak üzere örtülü dış destekler’ başlıklı bölümde FETÖ’nün yabancı bağlantılarıyla ilgili bilgiler verildi. FETÖ’nün dünya geneline yayılan faaliyetleri ve seçimle başa gelmiş hükümeti devirerek ülke yönetimini gasp etme girişiminde bulunabilecek kadar organize olabilmesinin, örgüt yapılanmasının perde arkasındaki dış desteğe işaret ettiği belirtilen raporda “Örgütün kod isim ve operasyonel hat/telefon kullanma gibi gizliliğe ilişkin yöntemler uygulaması, stratejik kurumlarda ortam dinlemesi yapma, telefon kayıtlarını ele geçirerek yasadışı dinlemeler gerçekleştirme ve delil üretme gibi illegal faaliyetlerde bulunması, örgütün faaliyetlerini bir ya da birkaç istihbarat servisinin şemsiyesi altında geliştirdiği düşüncesini güçlendirmektedir” dendi.

‘FETÖ DİĞER DEVLETLERİN MENFAATİNE HİZMET EDEN OLAYLAR İÇİNDE YER ALDI’

FETÖ gibi varlık gösterdiği ülkenin eğitim, ticaret ve basın sektörlerinde organize şekilde hareket eden, bulunduğu ülkenin kamuoyunu kendi ideolojisi çerçevesinde etkilemeye çalışan bir yapılanmanın, bu ülkelerin istihbarat servislerinin dikkatini çekmeden faaliyetlerine devam edebilmesinin gerçekçi görülmediği vurgulanan raporda şunlar kaydedildi:

“FETÖ/PDY’nin terör faaliyetlerinin yanı sıra gerek Türkiye’de gerekse diğer ülkelerde işbirliği yaptığı istihbarat servisleri ve güç odakları lehine çalışmalar da gerçekleştirdiği görülmektedir. Nitekim FETÖ/PDY’ye bağlı şahıs, kurum ve kuruluşlar, diğer bazı devletlerin menfaatlerine hizmet eden olaylar içerisinde bizzat yer almakta ya da destek vermektedir. Mavi Marmara olayında F. Gülen’in İsrail’e hak veren tutum ve beyanları, Adana’da durdurulan TIR’lar, Oslo Görüşmeleri’nin basına sızdırılması Başbakanlık konutu ve çalışma ofisine dinleme cihazı yerleştirilmesi, Uludere olayı, 7 Şubat MİT Müsteşarı’nın ifadeye çağırılması, 17-25 Aralık süreci ile 15 Temmuz darbe girişimi, yabancı devletlerin hedefinde yer alan kurum ve kuruluşlarımızın, başka devletler lehine etkisiz kılınmasına yönelik faaliyetlerdir.”

FETÖ’NÜN YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİYLE İRTİBATLARI

Raporda, FETÖ’nün açık kaynaklara da yansıyan yabancı istihbarat servisleriyle irtibatlarına ise şu örnekler verildi:

FETÖ/PDY lideri F. Gülen’in ABD’den ikamet izni alabilmesi için referans olan şahıslar arasında eski CIA yetkilileri Graham Fuller ve George Fides’in de bulunduğunun ileri sürülmesi, G.Fuller’in ‘Siyasal İslam’ın Geleceği’ isimli kitabında F. Gülen’e de teşekkür etmesi ve ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ adlı kitabında F. Gülen ile örgüt yapılanması hakkında övgü dolu ifadelerde bulunması,

FETÖ/PDY’nin lider kadrosunda yer alan Mustafa Özcan’ın 10.10.2013’te F. Gülen’i, MİT Müsteşarlığı’nın ABD’de örgüte karşı yürüttüğü faaliyetlerden ‘irtibat kanalları’ aracılığıyla haberdar olduğundan bahisle uyarması,

FETÖ/PDY’nin sözcüsü konumundaki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın eski Başkan Yardımcısı olan ve 15 Temmuz sonrası ölen Cemal Uşak’ın 15.01.2014’te Almanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Alman İstihbarat Servisi (BND) temsilcileri ile gerçekleştirdiği görüşmede Türkiye’nin siyasi ve ekonomik durumuna ilişkin muhataplarına açıklamalarda bulunması, BND temsilcisinin ise Cemal Uşak’a ‘17 Aralık operasyonu, Türkiye’den Suriye’ye giden yardımı MİT’in mi Emniyet’in mi organize ettiği, seçimler sonrasında Türkiye’de nelerin yaşanacağı’ hususlarında sorular yöneltmesi ve tarafların karşılıklı olarak ‘dershanelerin kapatılması, demokratikleşme süreci, paralel devlet, derin devlet, F. Gülen hareketi’ gibi konulardan bahsetmesi,

FETÖ/PDY mensubiyeti nedeniyle görevden alınan üst düzey Emniyet personelinin görevde bulundukları dönemde çok sayıda yabancı istihbarat servisi ile örgüt lehine temasta bulunması,

Teşkilata ait operasyonel bilgi ve belgelerin çalınarak/tahrif edilerek medyaya servis edilmesi ve bu yolla algı operasyonları yapılmaya çalışılması,

Stratejik devlet kurumlarında kritik görevlerde bulunan FETÖ/PDY mensubu şahısların, sahip oldukları bilgi ve belgelerle yabancı ülkelere kaçması,

İstihbarat Kurumlarının Kongra-Gel (PKK)/KCK’ya yönelik kaynaklarının deşifre edilmek suretiyle ülke güvenliğinin tehlikeye atılması,

Oslo Görüşmeleri’nin basına sızdırılması örgütün yabancı istihbarat servisleriyle ilişkisi bağlamındaki somut/spesifik vakalardandır.”

‘FETÖ İSTİHBARAT KURULUŞLARININ DAHA FAZLA ETKİSİNE GİRME EĞİLİMİNDE’

Darbe girişiminin ardından yürütülen operasyonlarla FETÖ’nün yurt içindeki gücünün zayıflatıldığı ve bu nedenle örgütün yurtdışı yapılanmaya ağırlık verdiği kaydedilen raporda “Örgütün Türkiye’ye hasım ülkeler nezdindeki Türkiye karşıtı faaliyetler açısından vasat teşkil etme bağlamındaki öneminin, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında daha da arttığı değerlendirilmektedir. Söz konusu karşılıklı çıkar ilişkisi FETÖ/PDY’nin istihbarat kuruluşlarının etki alanına daha fazla girmesine zemin oluşturmaktadır” ifadelerine yer verildi.

 

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER